Gazozlu Kahve


Herkese merhaba tekrar buradayım ve bundan dolayı çok mutluyum. Kısaca bahsetmem gerekirse blogumun tarzı ve konuları biraz değişiklik gösterecek bunu aslında uzun zamandır istiyordum çünkü sizle daha fazla şey paylaşmak istiyorum ve bunu sadece kozmetik ile sınırlandırmak istemiyorum. Bu düşüncemle ilgili sizlerin fikirlerini merak ediyorum yorum bırakırsanız çok sevinirim 🙂 Blogda ne tarz hangi konularda yazılar görmek istediğinize dair fikir alışverişi yaparsak bağımız daha da güçlü olur, buna inanıyorum. Bugünkü yazı en sevdiğim şerlerden biri olan “kahve” o zaman benim hikayeme geçelim…


 İtiraf ediyorum benim kahve hikayem baya erken başladı 5-6 yaşlarındaydım annem iş hayatında olduğu için benim günlerim anneanemler ile birlikte geçiyordu ve dedem tam bir kahve aşığıydı haliyle evden Türk kahvesi kokusu eksik olmuyordu, o güzel koku etkisi ile eksik  kalır mıyım bende kahve istiyordum ama sen çocuksun kahve içemezsin cümlelerini ben de işittim 🙂 Allah’tan kararırsın filan demediler basardım çığlığı 😀 Neyse ki anneannem bu konuya çözümü buldu ve çok sevdiğim Zafer sade gazozuna 1-2 kaşık kahve ekledi işte benim GAZOZLU KAHVE  hikayem böyle başladı…

Zafer Gazoz olmasının farkı ne derseniz, Denizli de yaşayanların ve orada büyüyenlerin bildiği gibi daha büyük markaların gazozları yokken en azından mahalle bakkalında işte o zamanlar Zafer Gazoz içiyorduk 🙂 Ayrıca abartmıyorum deneyip sevmeyen görmedim henüz bildiğiniz eski sade gazoz, yolunuz bir gün Denizli’ye düşerse mutlaka deneyin derim. İzmir de olanlar için Alsancak Münire’de var.

 

 

Küçüklüğümde bu kadar kahve seven ben dedem vefat ettikten sonra yıllarca kahve içmedim bunu üzüntüden veya tepki olarak düşünmeyin çünkü bizim evde kahve içen yoktu ancak misafir gelecek ki çevremizde ki çoğu kişi kahve değil  çay severdi neyse ben ne zaman tekrar  kahve sevdim,  üniversiteye başlayınca ders çalışmak için uykusuz gecelerde tabi ki hayır falcılara sardım hazırlık yılında o ara arkadaşlarla İzmir’de fal denince akla gelen Kızlar Ağası Hanı’nda aldık soluğu  🙂 kimisi tuttu kimisi unutuldu …

Yıllar içinde kahveyi tekrar sevdikçe başka bir merakım başladı, o da kahve fincanları zaten kahve  seven herkeste vardır bu ilgi ..

Hem dinçlik için hem de verdiği keyifle benim için diğer içeceklerden gerçekten çok farklı 🙂 Bu ilgimle birlikte ben de her gittiğim yerden beğendiğim fincanları satın almaya başladım ve itiraf ediyorum evimde bardaktan çok kahve fincanı var. Bu fotoğrafta gördüğünüzü iki sene önce yaz tatilinde Kuşadası’ndan almıştım çok kullanışlı olmasa bile insanın içini açıyor, fincanların yanlarında Kuşadası manzarası var.

Kahve sevgim sonunda o kadar arttı ki çeşitlerini de ayrı bir sevmeye başladım, geçen sene yapılan İzmir Kahve Festivali’ne katılma fırsatı buldum gerçekten çok keyifli geçti bu seneki festivali sabırsızlıkla bekliyorum 🙂 Kedi ve kahve sevgisini bir arada barındıran bu tatlı rozeti yine festivalde kurulan standlardan birinden satın almıştım.

Eee bizim de kahveli bir fotoğrafımız olsun artık blogda 🙂 Kahveyi çok seviyorum ama yeni kahveler denemeyi daha da çok seviyorum kesinlikle, İzmir de olan okuyucularımdan kahve tavsiyerini yorumlar kısmında muhakkak bekliyorum 🙂

 

İster kahveyi daha çok sevin ister çayı insanın önce kendini çok sevmesi gerekiyor.( Kibir ve ego tavan değil tabiki 🙂 daha sonra hayatı, insanları ve her canlıyı çok sevip keyifle yaşıyorsunuz. Bu yazı benim için diğerlerinden çok farklı oldu ilk defa bu kadar içimi açtım sanırım size yazarken bile yeri geldi gözüm uzaklara daldı yeri geldi gözlerim doldu arkasından anılarımı hatırlayıp gülmeye başladım. Hayatı ve kendinizi olduğu gibi kabul edin. Sevgi ve neşeyle kalın, sizi çok seviyorum.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir